Nereden nereye…

vaziyetname tarafından

2 Eylül. Şişhane’de Pınar’la elektrik malzemesi alırken ateşim çıktı, Kuzguncuk’a gitmekten vazgeçip Bilge’ye döndüm. Parasetamol, tavuk suyu çorba, terleme merleme geçmedi.

6 Eylül. Bilge çok ısrar etti hastaneye gittik. Avusturya Hastanesi. Almancası çok güven verici. “Österreichisches Sankt Georgs Krankenhaus”. Ben de zaten kranken hissediyordum, zatürre olmuşum. Yatırdılar.

21 Eylül. Bir hafta da evde antibiyotik al sonra gel bakalım dedi doktor, taburcu oldum.

27 Eylül. kontrole gittim. Tam geçmemiş. Enfeksiyon tam dağılmamış artık bir göğüs hastalıkları uzmanını görmem gerekiyormuş.

30 Eylül. Yedikule Göğüs Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi. Acilen bronkoskopi yapılması (Emine’nin tabiriyle ciğere hortum atılması) gerek dedi doktor.

1 Ekim. Ciğere hortum attılar. Bilge doktora nasıl diye sorunca kansere benziyor demiş. Raporda “Ana bronş medial duvarda yaklaşık 1 cm sonra vegetan kitle izlendi…” yazıyordu. Kesin sonuç 9 Ekim’de.

9 Ekim‘de (Bilge’nin doğumgünü) patoloji sonuçlarını aldık. “nekroz, skuamöz hücreli karsinom”, eşittir kanser. Hiç ağlamadım. Bilge’yle hastaneden çıktık, eve kadar yürüdük. Bilge’nin doğumgünü kaynadı.

10 Ekim. Gökhan’ın annesini tedavi eden onkologla görüştük. Skuamöz hücreli karsinom oraya buraya sıçrayan haşarı bir tip değilmiş. Zatürre nedeniyle bulunması da erken teşhis olabilirmiş. İçimiz rahatladı. Ama Pet scan olmadan hiçbir şey söylemek mümkün değilmiş. Akciğer kanseri en çok beyne sıçrarmış, Pet ile birlikte beyin MR’ı da çektirmemizi söyledi.

11 Ekim. Yedikule Göğüs Hastalıkları, bronkoskopiyi yapan doktorla görüştük. Basit bir çizimle durumu anlattı. Sağ akciğere ayrılan ana bronştaymış kanser. Ayrıca bronş çatalının tam ortasındaki lenfte de varmış. Lenf büyümüş, bronşu iterek daraltıyormuş. İçimiz de daraldı. Ama Pet scan olmadan hiçbir şey söylemek mümkün değilmiş. “Baş ağrısı, mide bulantısı, uyuşma var mı” diye sordu. “Yok” dedim. “O zaman sadece Pet çektirin beyin emarına gerek yok” dedi. O gece başım ağrımaya başladı.

Ben psikosomatinin kralıyım!

Image

Türkiye 10 gün kepenkleri kapatmak üzere. Pet scan randevusu almaya çalışıyoruz. En erken bayramdan sonra, 21 Ekim Pazartesi.

Bir sabah gazete elimden kayıp düşünce “Hassiktir kanser elime sıçradı galiba dedim” Bilge çok güldü. Bundan böyle, aynı zencilerin, kendilerine zenci; orospuların, kendilerine orospu diyebilecekleri gibi sadece ben kanserle ilgili espri yapabilirim diyorum.

21 Ekim. Pet scan yapıldı. Sonuçlar iki gün sonra akşam 6’da.

23 Ekim. Akşam saat 6:20’de pet sonuçlarını aldık. Kendimi tutamadım raporun sonuç paragrafına baktım. Kelimelerin arasında “metastaz” var. Doktoru aradım telefonda raporu okudum. “Köprücük kemiğinin altındaki lenf noduna metastaz yapmış görünüyor, biyopsi yapmamız lazım (öyleyse 4. evre, değilse 3. evreymiş), hemen bir ultrason yaptır, radyolog oraya en kolay nasıl girebileceğimi de işaretlesin” dedi.

İşte şu ampul gibi yanan şerefsiz.

Image

(Bu arada köprücük kemiğinin altına supraklaviküler dendiğini öğrenmiş oldum, insan her gün yeni bir şey öğreniyor.) Haber bombok.

İşte bu da bendeniz…

Image

Şunu fark ettim: İnsan, kendisiyle ilgili biri iyi biri kötü iki ihtimalle karşılaştığında, beden ve zihin, iyi olan ihtimali bütün hücreleriyle öyle bir kabulleniyor ki kötü ihtimal galebe çaldığında kendini ne kadar kötüye hazırlamış olduğunu zannederse etsin eşşekten düşmüşe dönüyor.

24 Ekim. Ultrasonu radyolog kendi yaptı. “O lenf biraz büyümüş ama kanser göremiyorum” dedi. Kötü ihtimale hazırlıklı olmak adına sevinmemeye çalışarak çok sevindim. Biyopsi için girilecek noktayı sağ omuzumda işaretledi. “Çıkmaz di mi?” diye sorunca “CD kalemi bu çıkmaz” dedi. Eve gelince Bilge de çıkmasın diye işaretlerin üzerine şeffaf oje sürdü.

25 Ekim. Cuma saat 2’de Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde doktorla randevu. Biyopsi yapılacaktı ama lenf, atardamarların filan arasında problemli bir yerdeymiş. İğneyle görmeden girmek riskli olur dedi doktor. Görüşünü almak için göğüs cerrahı bir arkadaşını görmemizi istedi. Hastaneden çıktık. Nedense artık kanserimin 4. evre olduğuna ikna olmuş durumdayım. Hava çok güzel. Bilge’yle hayatımızda ilk defa Yedikule Zindanları’na gittik. “Nargilemin marpuçu da gümüştendir gümüşten….” (akıl fikir dumanda). Ordan Samatya’ya. Meydanda bir meyhanede iki kadeh rakı içtik. Her şey güzel mi yoksa bana mı öyle geliyor?

26 Ekim. Cumartesi. Doktorla randevuyu Pazartesi’ye aldık. Bu arada bir hesap yaptım, kanser olduğumu öğrendiğimden bu yana 17 gün geçmiş ama ancak sekiz iş günü olmuş. Bu sekiz günde de bayağı çalışmışız.

Her sabah uyandığımda kanser olduğumu yeniden hatırlıyorum. Hiç hoş olmuyor. Her sabah yeniden. Gün içinde unutmasam süper olacak.

28 Ekim. Florence Nightingale Hastanesi. Doktor bir ekiple beraber hasta kabul ediyor (onlar dört kişiler, biz sadece iki). Çok iyi şeyler söyledi doktor. Kanserin olduğu bölgedeki lenfle köprücük kemiğinin altındaki lenf arasındaki lenfler Pet’te temiz görünüyormuş, “sıçrarken bu lenfleri pas geçmesi olur ama çok nadiren olur” dedi. Köprücüğün altındakinde de olmayabilirmiş ve hatta ağır bir zatüree geçirmiş olduğum için kanserli bölgedeki lenfin bile temiz olmasi ihtimali varmış. Öte yandan hepsinde de kanser olabilirmiş tabii. Hepsine biyopsi yapmak en iyisiymiş.

Image

Ciğerdeki lenflere gırtlağımın altını açıp oradan gireceklermiş. Köprücük kemiğinin altındakine de ayrı bir yerden. Bu galiba tam bayıltmalı bir operasyon olacak. Doktorla (Yedikule) görüşüp kararımızı Çarşamba günü bildireceğiz.

30 Ekim. Çarşamba. Hastaneyi aradık, biyopsi 2 Kasım Cumartesi sabah. 2 Eylülde çıkmıştı ateşim, tam iki ay olacak. Bu son iki ay yaklaşık altı ay sürdü.

31 Ekim. Buyur burdan yak. Hastaneden aradılar. Özel sağlık sigortası köprücük kemiğinin altındaki lenfe yapılacak biyopsiyi ödemek istemiyormuş, diğerlerini ödeyecekmiş, artık neye göre seçtilerse… Sen aralıksız 20 yıldır neredeyse hiç doktora, hastaneye gitmeden paşa paşa primlerini öde, ilk işin düştüğünde çamura yatsınlar, süper valla! Ali’yi aradım. Sağolsun yardım etmek için elinden geleni yapıyor. Bugün çözülür umarım.

1 Kasım. Sigortadan aradılar. Aslında biyopsi kapsam dışıymış ama bronşun yanındaki o ödedikleri lenflere yapılacak biyopsiyi; işlem biyopsiyi biraz aştığından, ve ben vefalı bir müşteri olduğumdan (yukarıda anlattığım gibi) bir favör olarak ödüyorlarmış. Köprücük kemiği bana kaldı. Biyopsimi kardeş payı yapmış olduk. Yarın biyopsi var.