Bırakmak lazım.

vaziyetname tarafından

Geçen gün bir arkadaşımın elindeki sigaraya uzanıp, versene bir fırt dediğimde, bakışlarındaki dehşet ifadesi “ölmeden görülmesi gereken 100 şey”den biriydi. “Ben zaten kanserim o’lum, sen düşün” deyivermişim. Hem kendi kendimin komiğine gittim, hem de son yıllardaki en büyük korkumun kansere yakalanmak olduğu ve artık korkacak bir şeyimin kalmamış olması gerektiği dank etti kafama. Bilge “özgürleşmiş olmalısın, tadını çıkar” deyince de aklıma ilk gelen –zerrece utanmadan itiraf ediyorum- deniz kıyısında bir banka oturup bir sigara tellendirmek oldu.

Kanserden korkarken de sigara içiyordum, kanser olmasaydım da sigara içiyor olacaktım, “severek içiyorum bana zararı dokunmaz” diyerek… Nedir şimdi bu? Bağımlılık, irade zayıflığı veya benzer “klişe”lerle bir çırpıda cevaplanıverecek bir soru değil bence. En korktuğum şeyin başıma gelmesinin neredeyse tek müsebbibine kızamıyorum işte. Açıkçası ne düşünmeliyim bilemiyorum.

Bilge ile Nagehan sigaradan aldıkları tatminden ve fakat bırakmaları gerektiğinden konuşurlarken Halil, sigara hakkında böyle düşünüyorsanız bırakamazsınız dedi. Deli gibi sevdiği kadın adamı terkederse orospu olur ya birden, işte sigaradan ayrılırken de ona böyle davranmak lazım gerçekten bırakmak için (bu da bırakmak isteyenlere bendeniz cennet kuşundan faydalı bir bilgi).

Acaba doktora sorsam mı, “Doktor Hanım, hazır kansere yakalanmışken, sigarayı bırakmasam diyordum, zaten harika ilaçlar da veriyorsunuz…”. “Hamdım, piştim, oldum”u “hamdım, pişkin oldum” anlamışım benim suçum yok. 

Image

Reklamlar