II. Cemo

vaziyetname tarafından

27 Kasım Çarşamba. Erkenden hastane. Her şey kolayca halloluyor ya da alıştığımız için bize öyle geliyor. Odaya çıktık, manzarasız değil de, manzara deyince ilk akla gelen türden değil. Camdan bakınca şöyle:

Image

Hemşire geldi rutin ölçümleri yaptı, 1,5 kilo almışım boyum da 2 cm uzamış. Böyle giderse tedavinin sonunda 1.92 boyunda 90 kiloluk bir kel (daha dökülmeye başlamadı gerçi) olacağım galiba. Tabii, aynı şekilde haftaya hafiflemeye ve kısalmaya da başlayabilir, örneğin 1.64 boyunda 48 kiloluk bir kel olabilirim, kabulüm.

Bu sefer Cemoland’deyiz (onkoloji katı), yatanlar hep kanser­, odaların çoğunun kapısında “ziyaret kesinlikle yasaktır” yazıyor, bağışıklık sistemlerinin çok zayıflamış olmasından herhalde. Benim de lökositim az biraz düşmüş. Bundan böyle mikrop kapmamaya dikkat!­ Öpüşmemeye, el sıkmama eklendi.

Doktorum uğradı, gidişatla ilgili umut verici şeyler söyledi. Umutlanma konusunda boyumun ölçüsünü almış olmam pek bir şey değiştirmiyor, ben yine umutlanıyorum. ­ İlk Büyük Cemo’nun ertesi günü yaptıkları -doktor doping diyor- sıvı takviyesi ve yan etki gidericiler geçen sefer çok işe yaramış, siz bu gece de kalın dedi. Kalıyoruz. Bilge, hem kendine hem bana, pijama t-shirt vb getirmiş bile, tecrübe konuştu.

Sonra başka bir hemşire ilaçları şöyle bir çantada getirdi, sırayla taktı.

Image

Çantanın markası “Playmate”. Playboy’da, yılın en güzel çantalarının yayınladığı sayfaların adından esinlenmiş olmalı girişimci.

İlaç faslı yaklaşık altı saat sürdü, dörtbuçuk gibi bitti. Cemo kafası oldum. Güzel.

Kafeteryaya çay içmeye indik çıktık, kapı aynen böyle:

Image

Ben varım, Cemo yok! Cemo niye yok?

28 Kasım Perşembe (bugün). Öğleden önce döndük eve. Şimdi gece. Cemo kız mı, oğlan mı? Cemo kafası sürmekte…

Reklamlar