Motorlu tren.

vaziyetname tarafından

Ben doğduğumda – o zamanlar bakıcı müessesesi yok, varsa da zor- annemle babam çalıştığı için, beni daha bebekken, İzmir’e babaannemlere göndermişler. Hatırlıyorum, Güzelyalı’da iki katlı taş bir Rum evinin birinci katında oturuyorlardı. Üst katta, ev sahibi Aliye hanımla “evde kalmış kızı” Çiçek otururdu.

Babam, beş kardeşin en büyüğü. Dört erkek, bir kız. Halam en küçük. Ben, bir bebek olarak İzmir’e geldiğimde, amcalarım ortaokul lisede, halam ilkokuldaymış. Hepsi de, benim yeğenden çok, en küçük kardeşleri gibi olduğumu söylerler.

Bebeklikten, çocukluğa, neredeyse ilkokula başlayana kadar, tatilleri (annem öğretmendi) Balıkesir’de annemlerin yanında, diğer zamanları, İzmir’de babaannemlerin yanında geçirdim. Ya amcalarımdan birisi, ya dedem, ya babam, beni Balıkesir’den İzmir’e, İzmir’den Balıkesir’e getirir, götürür dururdu. Motorlu trenle. Adı, buharlı değil “dizel motorlu” olduğu için motorlu trendi herhalde.

Image

Fotoğraf Basmane’de çekilmiş. Öner amcam beni motorlu trenle İzmir’den Balıkesir’e götürüyor. Ben Öner amcamı başka severdim. İkimizi birbirimize çok benzetirlerdi. Huyumuzu, suyumuzu, davranışlarımızı, marangozluk merakımızı filan… Sonra, ikimiz de akciğer kanseri olduk -üstelik o hayatında hiç sigara içmemişti-. Geçenlerde Senem’e “Kağan atlatacak biliyorum, ama moral vermek için söylediğimi düşünür diye ona söylemiyorum” demiş -haklı çıkar umarım-. Öner amcamı dün sabah kaybettik. Bugün onu uğurlamaya gidiyorum. Ankara’ya tren yok, arabayla gidiyorum.

Reklamlar