Yırttık galiba.

vaziyetname tarafından

Dün sabah kontrol vardı. Önceki gece, gerim gerim gerilmekten sabaha kadar belki 40 kere uyandım. Her uyandığımda, saate baktım. 01:01, 02:20, 03:04 gibi şekilli saatlerdi, ben de hayırlara yordum. Yine de huzur bulmadım, 05:55’te dikildim ayağa.

Bekleme odasında ben filmleri, ceketimi filan toparlayana kadar, Bilge doktorun yanına girdi. Sakin olmaya çalışarak, ben de peşinden. Odaya girince şaşkınlıktan Bilge’nin elini sıkıp “merhaba” dedim. Espri yaptığımı sandılar allahtan, güldüler.

Doktor, uzun uzun filmlere baktı, etti. “Neredeyse yok olmuşlar, ufak tefek kalıntılar kalmış, onlar da normaldir” dedi. Aslanım şua çalışmaya devam ediyormuş. Altı haftaya o kalıntılar da yok olurmuş inşallah. “Pet scan’a kadar bize kötü bir sürpriz yapmazsanız bu iş bitti gibi görünüyor” dedi.

(Bu noktada maşşallah diyor, tahtalara vuruyoruz.)

Yüzümüzde embesil bir gülümsemeyle hastaneden çıktık. Çay içtik, kebap yedik, kahve içtik, yürüdük, oturduk, annelere, babalara telefonlar ettik, sağa, sola bakındık. Ben bir çay daha içtim. Sonra Defne’ye, önde bir, arkada yan yana iki tekerleği olan, üç tekerlekli çocuk roller blade’i aldık. Kendimi, raflarda kaskın sol tekini ararken yakaladım.

Durum bu.

Reklamlar