Miki Paşa yıkılıyor! (I)

vaziyetname tarafından

Sözlük anlamıyla yıkılıyor. Yıkıyorlar yani. Demek ki birileri satın aldı restore edecekler. Paşalimanı’ndan geçerken gördüm. Yalı hatıralarım bir film şeridi gibi geçti gözlerimin önünden.

Image

1994 Haziranı mıydı, 95 mi tam hatırlamıyorum. Evi yeni almıştım, restorasyonu, daha doğrusu kapsamlı tamiratı süresince oturabileceğim bir yer arıyordum. Apart, mobilyalı ev filan o zamanlar hem pahalıydı hem de çok yaygın değildi -mobilyalı evlere hala garsoniyer diyenler vardı-. Bulduklarımı da beğenmemiştim. Sonra, günlerden bir gün, bir Pazar, bir gazetede, bir ilan gördüm:

“Kuzguncuk’ta kiralık, eşyalı, yazlık yalı, 700 Dolar”.

Yalı, hem de 700 Dolar, hem de eşyalı! Bütün yaz, boğaz kıyısında “Muhteşem Gatsby”, yaz biter, ev hazır, ben eve geçer. Yeme de yanında yat. Hemen telefon ettim, yalıyı tespit edip, hakkında küçük bir araştırma yaptım ve tutmaya ossaat karar verdim.

Pazartesi kirayı götürdüm, anahtarı aldım. Anahtar, üzerinde Miki Fare olan bir anahtarlığa takılı. Böylece yalının adı da konmuş oldu: “Miki Paşa Yalısı”. Kısaca “Miki Paşa”.

Miki Paşa, Paşalimanı’ndaki büyük parkın hemen yanında. Parka bitişik. Caddeye bakan bahçe kapısından girince, bakımsız, metruk bir bahçeden geçip binaya varıyorsun. Denize üç, bilemedin dört metre uzaklıkta, üç katlı, küçük bir bina. Her katı, bir daire. Benimkisi giriş katı, yani en kıyağı. İki oda, küçücük bir salon, mutfak, banyo. Mutfak parka, salon rıhtıma bakıyor. Salondan rıhtıma açılan kapıda ve ön cephedeki pencerelerde eski usul, oluklu mukavvaya benzeyen dükkan kepenklerinden var. Eşyalar dökülüyor, perdeler Charles Dickens hikayelerinden, kap kacak Yeşilçam filmlerinden çıkma, bina boş, o sıralar üst katlarda kimse oturmuyor.

Hemen taşındım. Kabus da hemen başladı.

Reklamlar