Eşek

vaziyetname tarafından

Eskiden, televizyon veya radyo bozulduğunda, alet tamirciye götürülmeden evvel, yumruk marifetiyle önce evde bir tamir edilirdi. Bu işi genellikle evin büyüğü yapardı. Aletin üzerinde, sadece onun bildiği esrarengiz bir noktaya, sadece onun bildiği bir şiddette, eli yumruk yapıp yumruğun altıyla önce pür dikkat bir kere, sonra, ses veya görüntü gelene kadar farklı yerlere, farklı şiddetlerde, yavaş yavaş sinirlenerek, cihaza, tekme tokat girişmeye ramak kalana kadar vurulurdu. Bir noktada ses veya görüntü mutlaka –abartmayalım, mutlaka değilse bile genellikle- gelirdi. Böylece cihaz tamir edilmiş kabul edilirdi. Bir zaman sonra ses veya görüntü tekrar gider, yine pata küte tamir edilir, bu böyle ta ki bir gün cihaz eşşek sudan gelinceye kadar sopa yediği halde, artık ne ses ne görüntü veremeyene kadar devam ederdi. İşte modern tıbbın kanser tedavisi de aynen böyle.

Bir de şu tuhaflık var. Normalde insan kendini, hasta olduğunda kötü, tedavi olurken iyi hisseder. Örneğin grip olduğumuzda, ateşimiz çıkar, oramız buramız ağrır, öksürürüz, kendimizi kötü hissederiz. Ağrı kesici alırız, ağrılarımız azalır, ateş düşürücü, ateşimizi düşürür, antibiyotik iyileştirir. Ülser olduğunda perhiz yapıp ilaç almaya başladığın andan itibaren kendini gitgide daha iyi hissetmeye başlarsın. Yani tedavi, iyileşmekte olduğunun idrakine varabildiğin bir süreçtir. Kanser tedavisi bunun tam tersi. Hastayken problem yok (zatürre olmasam, kanser -üstelik dördüncü evre- olduğum anlaşılmayacaktı, kendimi gayet iyi hissediyordum, nüksettiği noktada, keza), tedavi başlayınca yandın. Cemo, şua, artık tıp ne verdiyse, ayakta duramayacak noktaya geliyorsun, kendini ölüyor gibi –o da ne demekse- hissediyorsun.

Kanserle yaşadığın sürenin tedaviyle geçen kısmı, tam bir felaket. Onu çıkarırsak geriye ne kalıyor acaba? İnsan çok düşünüyor benim durumumda. Yüzde elli olsa değer mi? Genellikle lüzumsuz düşünceler. Değer, değmez demek için ille yüzde ellinin ne kadar olduğunu bilmek mi lazım?

Neyse. Kanser oldum. Eşeğimi kaybettim. Tedavi oldum. Eşeğimi buldum. Nüksetti. Eşek yine kayboldu. Arıyoruz.

Yarın -saat itibarıyla yarın olmuş bile- III. Cemo. O zaman, Chemical Brothers’tan gelsin, “Do it Again”.

Reklamlar