Lüküs Hayat

vaziyetname tarafından

Geçen Perşembe ara kontrol vardı, Pet scan. Bu seferkinin gerginliği artık korkuya dönüşmüş, ruhum korkudan büzüşüp kendi içine kaçmış, dört beş gün boyunca oradan ürkek ürkek bakmıştı. Erkekler bilir, soğuk suya girince de böyle olur.

Cumartesi akşam 6’da sonuçları almaya gittik. Zarfı bankodan ben aldım, yan taraftaki kafeteryaya doğru yürürken, içinden rapor sayfasını çıkardım. CD ve önemli yerlerin renkli çıktısı rapora eklenmişti, renkli çıktıda her yeri kırmızı görünce, dizlerimin bağı çözülesi olmuştu ki Bilge kaptı elimden kağıtları, raporun sonuç bölümünü açtı. Orada okuduk “tam regresyon” ifadesini. Kendimizi en kötüsüne hazırlamış olduğumuz için kasılıp kalmışız, başta pek sevinemedik. Göbeği bilahare çekine çekine attık.

Dün de doktorla randevumuz vardı. Nodüller tamamen yok olmuşlar, “bakın yerleri boş” dedi. Küçük bir bölge var orası da yara kalıntıları olabilirmiş, “bu yaz iyi bir tatil yaparsınız” diye de ekledi. Nüks deneyiminden olsa gerek, iyileşme durumuna geçen seferki gibi o da tepki vermedi biz de. Vakarla karşıladık. Tedbiren kalan iki kür kemoterapiyi yapmaya karar verdik.

Bundan böyle, işler böyle. Yeter ki çok sık nüksetmesin, başka organlara sıçramasın, efendi olsun, ciğerimi yesin (bu deyim burada pek olmadı haliyle). Bu arada doktorum, hani istemiyoruz ama olur a tekrar nüks ederse, özellikle “skuamöz” hücrelere karşı iki yeni ilacın geliştirildiğini, en önemlisi de bu ilaçlardan birinin FDA onayını aldığını, diğerinin de almak üzere olduğunu söyledi, bu da ilaçları sigorta karşılar demek oluyor.

Anlaşılan bir kaç yıl daha dişimi sıkarsam -sıkarım herhalde- kesin çareyi bile belki bulurlar. Ne malum, olur mu olur. Sonra gelsin gençlik aşısı, ölümsüzlük şurubu…

Lüüküs hayat, lüüküs hayat, bak keyfine, yan gel de yat…

Reklamlar