Bir yazı

vaziyetname tarafından

Altı harfli (IV) de sözünü ettiğim, Richard Smith’in 31 Aralık 2014 tarihinde “Thebmjopinion”da yayınlanan “Dying of cancer is the best death” başlıklı yazısını Bilge Barhana’nın çevirisiyle yayınlıyorum. (Yazının orijinalinin linki: http://blogs.bmj.com/bmj/2014/12/31/richard-smith-dying-of-cancer-is-the-best-death/)

 

Kanserden ölmek ölümlerin en iyisidir.

Luis Buñuel, sinema sanatçısı, sürrealist, ikonoklast, moralist ve devrimciydi ve ölüm üzerine çok düşünmüştü. “Kimi zaman,” diye yazmıştı 83 yaşındaki ölümünden bir yıl önce “ne kadar hızlı o kadar iyi diye düşünüyorum, bir kağıt oyunu sırasında aniden ölüveren dostum Max Aub’unki gibi. Ama çoğu zaman daha yavaş bir ölümü tercih ediyorum, beklediğim ve son bir veda için hayatımı gözden geçirmeme izin verecek bir ölümü.”

Nasıl ölmek istiyorsunuz? Bunu muhakkak düşünmelisiniz.

Buñuel en azından nasıl ölmek istemediği konusunda netti. “Ölümden korkmuyorum. Korktuğum bir otel odasında yalnız ölmek; çantalarım açık ve komodinin üzerinde bir filmin sonraki sahnesinin senaryosu. Gözlerimi kimin parmaklarının kapatacağını bilmem şart.”

“Daha da korkunç bir ölüm,” diye yazmış, “modern tıbbın mucizeleri sayesinde sürüncemede bırakılan olacaktır, hiç bitmeyen bir ölüm. Doktorlar Hipokrat yeminin arkasına saklanarak insanlığın bugüne kadar gördüğü en dantel dantel işlenmiş işkenceyi icat ettiler: hayatta kalmayı.”

Buñuel Franco’nun nasıl öldüğünü görmüş ve kendisini nefret ettiği bu adama acırken bulmuştu. Franco’nun 1975’teki ölümü hala en korkunç tıbbi ölüm olma payesini koruyor, sadece doktorların akıl edebileceği bir ölüm. Organları birbiri ardına çöküp dururken doktorlar her birini tekrar tekrar telafi etmeye çalışmışlardı. Mezuniyetine bir yıl kalmış olan bir tıp öğrencisi olarak olup biteni dehşet içinde seyretmiştim. Ölümü, bir masanın bacaklarını aynı uzunluğa getirmeye çalışan becereksiz bir marangoz olarak düşünürüm, bir bacağı kısaltır, olmadı diğerini ve sonra diğerini, ta ki masanın tablası yere yapışıncaya kadar.

Buñuel 1983 yılında Mexico City’de pankreas kanserinden öldü. Hayatının son haftasını bir cizvit rahibiyle teoloji tartışarak geçirdi.

Uzun yıllar boyunca dostu ve ortağı olmuş olan Jean-Claude Carrière şöyle yazmış: “Luis, iyi bir İspanyol olarak ölümü çok uzun süre beklemişti ve ölüm geldiğinde hazırdı. Onun ölümle ilişkisi, bazılarının bir kadınla olan ilişkisi gibiydi. Sevgi, nefret, şefkat, uzun bir ilişkinin getirdiği ironik bir mesafelilik hali. O son karşılaşmayı kaçırmak istemiyordu, kavuşma anını. ‘Umarım yaşarken ölürüm,’ demişti bana. Son tam da dilediği gibi oldu. ‘Ölüyorum,’ diyerek öldü.”

Siz hazır olacak mısınız? Ben hazır olacak mıyım?

Durmaksızın yinelediğim gibi, ölmenin özünde dört yolu vardır: ani ölüm; bunamayla gelen uzun ve yavaş ölüm; organ yetmezliğiyle gelen, son çöküşün hangisi olduğunu anlamanın zor olduğu ve bu nedenle de doktorları tedaviyi gereğinden fazla uzatmaya sevkeden inişli çıkışlı ölüm; ve uzunca bir süre buralarda takılabilseniz bile iş o noktaya geldiğinde aşağı yukarı bir kaç haftada sonlanan kanserden ölüm. Yardımlı ya da yardımsız intihar ise beşinci yoldur ama onu şimdilik bir yana bırakıyorum.

Seyircilere sık sık nasıl ölmek istediklerini sorarım ve çoğu insan ani ölümü tercih ettiklerini söylerler. “Kendiniz için iyi olabilir tabii,” derim, “ama etrafınızdakiler için çok zor olacaktır, özellikle de önemli bir ilişkiyi yaralı ve iyileşmemiş olarak bırakacaksanız. Eğer aniden ölmek istiyorsanız, her günü son gününüzmüş gibi yaşayın, bütün önemli ilişkilerinizin çok iyi durumda ve işlerinizin yolunda olduğundan emin olun ve cenazenizin kaldırılış şekline dair ayrıntılı talimatları en üst çekmeceye, hatta daha da iyisi Facebook’a koyun.”

Bunamanın getirdiği uzun ve yavaş ölüm, insanı yavaş yavaş sildiği için en korkunç ölüm olsa gerek ama yine de ölüm geldiğinde yumuşacık bir öpüş gibi olabilir.

Organ yetmezliğinden -solunum, kalp ya da böbrek- ölüm insanı hastanelerde ve doktorların elinde fazlaca süründürür.

Dolayısıyla kanserden ölmek en iyisidir, Buñuel’in istediği ve ona gelen türden ölüme en yakın şeydir. İnsanlarla vedalaşabilir, hayatınızı gözden geçirebilir, bazı son mesajlar bırakabilir, kim nbilir belki sizin için özel anlamı olan bir yeri son kez ziyaret edebilir, en sevdiğiniz müziği bir kez daha dinleyebilir, aşk şiirleri okuyabilir ve böylece, kendi inancınıza göre, yaratıcınıza kavuşmaya ya da kendinizi sonsuz unutuşa bırakmaya hazır olursunuz.

Bunun ölüme çok romantik bir açıdan bakmak olduğunun farkındayım ama sevgiyle, morfinle ve viskiyle başarılabilir. Fakat gözlerini hırs bürümüş onkologlardan uzak duralım ve hep birlikte kansere çare aramak için milyarlar harcamayı bırakalım çünkü kanserden ölmezsek çok daha korkunç ölümlerden ölüm beğenmek zorunda kalacağız.

 

Richard Smith 2004’e kadar BMJ’nin editörüydü. Şimdilerde icddr’nin (eskiden bilinen adıyla Uluslararası Diyare Hastalıkları Araştırması Merkezi, Bangladeş) ve Patients Know Best’in (Hastalar En İyisini Bilir) yönetim kurulunda yer almaktadır. Ayrıca C3 Collaborating for Health (C3 Sağlık İçin İşbirliği) yeddieminidir.

Çıkar çatışması: RS ölecek, hatta belki çok yakında: kendisi 62 yaşında.

 

Reklamlar